logo

Thursday 02nd of July 2020

Giriş Formu




Aşık Mahzuni Şerif PDF Yazdır e-Posta
Veysel KAYMAK tarafından yazıldı.   
Cuma, 18 Mayıs 2007 12:00

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF

 

Veysel KAYMAK                 

Altmışlı yılların ortalarıydı. Sivas’ta, bir halk ozanları konseri düzenlenmişti. Konserde kimler yoktu ki?                

Aşık Veysel, Mahzuni, Mahmut Erdal, Şah Turna....

Veysel Kaymak & Mahzuni Şerif 

(SOLDAN SAĞA VELİ SAN - GÜLAĞ ÖZ - VEYSEL KAYMAK - MAHZUNİ ŞERİF)

Konser öncesi Sivas’a gitmiştim. Mahzuni’nin tanınmaya başladığı yıllardı. Mahmut Erdal’ı konser öncesi bir büroda dinleme fırsatı bulmuştum. O karşılaşmamızda sesinden ve sazından çok Mahzuni hakkında olumsuz konuşmaları ile aklımda kaldı. Mahzuni’nin o denli ilgi görmesinden rahatsız olduğu anlaşılıyordu. Kısaca Mahmut Erdal’ın Mahzuni’yi kıskandığını düşündüm. Bu durum son zamanlara kadar devam etti sanırım. Konser, bir sinemada yapıldı. Mahzuni programın sonlarına doğru sahneye çıktı. Ufak tefek bir yapısı vardı. Astsubaylıktan ayrılmış diyorlardı. Sesi ve sazına gelince, dinleyenleri neredeyse büyülemişti. O günlerde yeni söylemeye başladığı “Niye Küstün Antep Maraş İlleri” türküsü beni çok etkilemişti.

Söze Pir Sultan’la başladı. Pir Sultan’ı örnek aldığını, bu nedenle Sivas’ta konser  vermekten mutlu olduğunu söyledi.

Mahzuni’yi ilk kez orada tanımış, ben de birçokları gibi hayran olmuştum. O yıllarda köyde, Aşık Veysel’in evinde, zaman zaman Mahzuni’nin plaklarının dinlendiğine şahit oldum. Sohbet sırasında da Mahzuni’yi beğendiğini söylerdi. Yalnızca bir konuda itirazı vardı Mahzuni’ye. “Ben diyordu hanım kaçtığında ‘Zalim kafir yetim koydu kuzumu’ demekle yetindim. Mahzuni bu konuda biraz ileri gitti” diyordu. Mahzuni’nin eşi Suna’nın kaçmasının ardından söylediği türküleri kastederek.

Bunları, Aşık Veysel’in Mahzuni hakkındaki düşünceleri bilinsin diye yazma gereği duydum. Aslında bunları rahmetli Aşık Mahzuni Şerif’in de bulunduğu bir toplantıda da anlatmıştım. Onu üzmemek için de son kısmı konuşma metnine aldığım halde açıklamadım.

Daha sonraki yıllarda, Ankara’da Mahzuni Şerif’i yakından tanıma olanağım oldu. İlk tanıdığım yıllardaki genç Mahzuni Şerif gitmiş, yerine yılların ve yaşadığı dönemlerin olumlu ve olumsuz olayları sonucu yaşlanmış, olgun, mütevazı Mahzuni Şerif gelmişti. Bunda çektiği acıların, geçirdiği hastalıkların da etkisi vardı şüphesiz.

Son zamanlarda felsefi şiirler yazmaya çalışıyordu. Aynı zamanda da herkesin bildiği gibi durmadan yeni şiirler, yeni türküler üretti durdu.

17 Mayıs 2002 yılında, Almanya’da veda etti tüm sevdiklerine.

18 Mayıs’ta Esenboğa Havaalanında binlerce hayranı karşıladı Mahzuni’yi. Ertesi gün, Hacıbektaş’ta on binlerin katılımıyla Pirine kavuştu. Bedenen ayrılmıştı bu dünyadan. Yaşadığı dönemde olduğu gibi, efsane, artarak devam edecektir.

Pir Sultan gibi, Dadaloğlu gibi...

Ona zincir vuranlar, işkence edenler hatırlanmayacaklar, hatırlansalar da lanetle anılacaklardır.
Sen ise halkın gönlünde yaşayacaksın yüzyıllarca Aşık Mahzuni. Halk katında tarihte kaç kişi erişti bu mertebeye.  Aşık Mahzuni Şerif’in öldüğü gün yazdığım bir şiirimi alıyorum buraya:                                             

İKİ BİN İKİNİN İLKBAHARINDA                                               

Döküldü yapraklar, soldu çiçekler                                              
İki bin ikinin ilkbaharında
                                              
Acıyla, kederle doldu yürekler
                                              
İki bin ikinin ilkbaharında
                                          

Hüdayi hak ile söyleşir idi                                              
Mahzuni dertleri paylaşır idi                                              
İkisi de bu yıl hakka yürüdü
                                              
İki bin ikinin ilkbaharında
                                                

Bırakıp gidersin halkı Mahzuni
                                              
Çok mu özlemiştin Hakkı Mahzuni                                              
Dönülmez sefere çıktı Mahzuni
                                              
İki bin ikinin ilkbaharında
                                               

Pir Sultanca karşı durdu zulüme                                               
Hiçbir zaman başeğmedi zalime
                                              
Sonunda kavuştu Ulu Pirine
                                              
İki bin ikinin ilkbaharında
                                               

Hüdayi piriydi sözün sanatın                                              
Mahzuni taht kurdu gönlünde halkın                                              
Kaymak der ki karaları bağladım
                                              
İki bin ikinin ilkbaharında.

  Please enter correct API key in plugin settings!

Radyo Veysel

Radyo Veysel Dinlemek Icin Tıklayın...

Alevi Bektaşi Federasyonu