logo

Thursday 02nd of July 2020

Giriş Formu




VEYSEL KAYMAK SIIRLERI PDF Yazdır e-Posta
Sivrialan.Net tarafından yazıldı.   
Perşembe, 08 Şubat 2007 16:12

GEL BAHAR

Kelebekler
Seni bekler
Ey bahar 

Sana hasret
Bütün kuşlar
Arılar

Selam durmuş
Bekleşirler
Ağaçlar

Coşmak için
Sabırsızdır
Irmaklar 

Nerde kaldın
Yeter gayrı
Gel bahar…

 

DERS PROGRAMI     

Dersimiz matematik çocuklar
Hepinizi yüzde yüz seviyorum 

Dersimiz müzik çocuklar
Şarkı söyleyin dinliyorum 

Dersimiz resim çocuklar
Sınıfta resimlerinizi çiziyorum 

Dersimiz Türkçe çocuklar
Sizleri çok iyi anlıyorum 

Ben şimdi uzaktayım çocuklar
Buradan sevgilerimi yolluyorum. 

                                      Ankara, l989

KÖYDE KIŞ

Kar her keresinde
Bir başka yağar
Bir başka olur fırtına 

Sonra duyulur birden
Her evden birkaç hasta
Bu uzak dağ köyünde
Yollarsa kapalıdır aylarca
Derman ateş pahasına 

Bir çocuk salgını
Bir üşütme, bir grip
Bana kalırsa
Yokluktan olur çoklukla 

Bu uzak dağ köyünde
Kış her keresinde
Bir başka olur sağ olana… 

                                 Gerger, 1963

İŞARET LAMBALARI

Bir yanıp, bir sönen işaret lambaları
Göz kırpmayın bana
Benim derdim başka 

Dalgınsam bu kentin caddelerinde
Elimde mi?
“Seviyorum” diyor mektubunda 

Bir yanıp, bir sönen işaret lambaları
Gülmeyin bana
“Ağla benden ayrıldığına” diyor
Melisa… 

                                   Ankara, 1965

SPARTAKUS’A

Bunca yılgınlığın ötesi
Dolu özgürlük
Sen sayısız Spartakus
Bu ne çaba büyük 

Dağlar dileğince ev-yurt
Yıllar kısa umduğundan
Bu kez de Romalı döğüşsün ölesiye
Köle de efendi de insan 

Sonu çarmıhmış olsun
Ölmek yaşamanın ağzı-dili
Salt dünya yeniden kurulsun.

                                   İzmir, 1965

UMUT DENİZİ

Binlerce adım ötelerden
Sana yöneldim
Çevirme gönlümü dergahından
Kapına hizmete geldim 

Anla beni
Suçum suçsuzluk aslında
Ben gönlümü sana yönelttim
Kusurum varsa bağışla 

Yağmurlarla yağdım
Aktım sularla
Süzülmüş, arınmış sevgilerle
Çağrışıp koşmalar denize… 

                                     Sivrialan, 1975

AĞABEYİM ALİ’Yİ GÖRDÜM

Aklım erince
Ağabeyim Ali’yi gördüm
“Tarifsiz kederler içinde” 

Sığırtmaçlık yaptı
O kıtlık ve yokluk yıllarında
Hasta haliyle 

Hava değişimine geldi askerden
“Hastayım, iyileşemem” diyordu
Daha yirmisinde 

Çocuklara oyuncaklar
Ve şeker sattı
Fıkralar anlattı büyüklere 

Son gününde istediği oldu
Yağmurlu bir gündü
İşe gitmedi bütün amele 

Sevenleri arkasında
Gilindiriz mezarlığına kondu
“O deniz ülkesine” 

Ağabeyim Ali’yi gördüm
Derviş sabrı ve yüceliği ile
Düşündükçe bir acı düğümlenir yüreğime.

ZAMANA KARŞI SAVAŞ
(DONKİŞOT’ÇA) 

Çevremizin bütün kabadayıları
Silahlarını bende denediler 

Zamanın ve rüzgarın büyüsüne kapılıp
Karşı durdum Donkişot’ça
Sonunda yenilen onlar oldular 

Şimdi ak saçlı bir nine gibi
Yaşar durur Dulsin’e
Bu masalı anlatır
Kendinden sonrakilere 

Yaşayan dostluklardır, sevgilerdir
Bir de bitip tükenmeyen üretme gücü
Kalıcı olan onlardır
Bizler ise geçici… 

                                  Ankara, 1991

ÖLÜMÜN SOĞUK YÜZÜ

Ölümün soğuk yüzünü gördüm
Ölüm bir rüya hali
Ölüm bir karabasan 

Ölüm ayrılmak en aziz olandan
Ölüm ayrılmak eşten, dosttan
Çocuklardan 

Ölümün soğuk yüzünü gördüm
Aniden, beklenmedik bir zamanda
Ölüm kaşla-göz arasında 

Ölüm nasıl olsa gelir
Korkumuz ölümden değil
Korkumuz kör ölümden. 

                              Ankara, l992

DOKTOR OLGUN BEY’E

Melek varsa
Benim iyilik meleğim
Doktor Olgun Bey 

Zebaniler beni
Cehenneme atmışlardı
Oradan
Doktor Olgun Bey çıkardı 

Doktor Olgun Bey
Doktor Olgun Beyler
Gör ki daha
Nice canlar kurtardı… 

 

                                       Ankara, 1992

YÜREĞİM SAVAŞ ALANI

Sarı arıların yağmaladığı
Balsız kovan gibiyim şimdi
Kurudu bahçelerimde çiçekler
Yüreğim savaş alanı. 

Bize de uğra umut
Gönlüm
Karartılmış bir kent görünümünde
Dokun başlasın aydınlıklar.

 

UĞUR BAKIYOR BİZLERE

Uğur bakıyor bizlere
Utancımdan
Bakamıyorum gözlerine 

Gülümsüyor
Dün neredeydiniz, der gibi
Yüz binler yürüse de 

Uğur bakıyor bizlere
Bomba olup
Patlıyor beynimizde 

Uğur bakıyor bizlere
Ben sizlerle yaşıyorum diyor
Bir anıt oluyor yüreğimizde. 

                                              Ankara,l993

FAKİR’İN EDEBİYAT KAHVESİ

Metin’in bürosundan her çıkışta
Elimde dergi, kitap
Fırından ekmek almış gibi
Taze, sıcak 

Ümit’i görürüm
Dergi başında
Toprağa tohum atmış gibi
Yeşerir “Anadolu Ekin’i” 

Metin’in bürosu
Fakir’in, “Edebiyat Kahvesi”
Burada kotarılır
Sanatın ve dostluğun iyisi… 

                      Ankara, 2000

GAZALCI VE ABECE

Gazalcı;
“ABECE’nin her çıkışında,
Yeniden doğum yapmış sayılırız” dedi
Bu yüzden işe hanımlar sarıldı 

İnsaf et bre Gazalcı
Çalışan hanımlar da olsa
Her ay doğum yapılır mı? 

                                       Ankara, 2000

DÜŞLER KENTİ AMSTERDAM    

Düşler kenti Amsterdam
Vitrinlerinde kadın ve esrar
Şöyle bakıp geçtik sokaklarından
Ve kanallardan 

Denizin üstüne çöreklenmiş
Esrarlı bir kent
Ve her renkten insan
Sanki başka yıldızdan kopup gelen 

Gece vardıyasında işciler
Gençler akşam karanlığında
İstasyon Meydan’ın da
Dans edip eğlenirler 

Düşler kenti Amsterdam
Yıllar öncesinden
Bir dostun ayak izlerini taşır
Şimdi hayatta olmayan…

                                        Almanya, l996

DÜŞLER DENİZİ

Düşler denizine savruldum
Acımı duyan olmadı
Tabiat anadan gayrı 

Bu yüzden
Bütün şiirlerimi
Ona adadım 

Geldim, gidiyorum
Tabiat ananın koynuna
Varınca diner acılarım 

Gün olur
Dert yerine
Çiçek açarım. 

                               Ankara, 2000

GÜZ ŞARKISI

Her sonbahar gelişinde
Evimizin balkonundan
Tarla kuşunun
Acı acı ötüşünü dinlerim 

Geçen günlere mi üzülür
Gelecek günleri göremeyeceğine mi?
Yoksa başka bir derdi mi vardır
Bilemem 

Tarla kuşunun
Hüzün şarkılarını
Biraz da kendim için
Söylenmiş sayarım 

Bu yüzden
Acısına ortak olurum. 

                                              Ankara, 2001

SORGULAMA

İnsanlar;

Arı gibi
Çalışırlar 

Kuşlar gibi
Uçuşurlar 

Kurtlar gibi
Uluşurlar 

Filler gibi
Dolaşırlar 

Maymun gibi
Sevişirler 

Hindi gibi
Düşünürler 

Neden
Kendileri değiller?     

                                    Ankara, 2004

VASİYET

Ben ölünce dostlar
Kış-kıyamet değilse
Köye götürün gömün beni 

Veysel’den bir dize yazın
Mezar taşıma;
“Dağlar çiçek açar, Veysel dert açar” diye 

Ben ölünce dostlar
Şiir okuyun, türkü söyleyin başucumda
Üzülmek yerine… 

                                              Ankara, 2004

ŞÜKRÜ GÜNBULUT

Şükrü Günbulut
Özgürlük Kitabında
Acıları damıtmış
Bal eylemese de acıları
Acıya umudu katmış 

Veysel’le, türküyle özdeş
Uzun ince yolda
Gör neler çekmiş
Acı-sevinç eşitlenmiş
Sorunu düşüncede çözmüş 

Şükrü Günbulut
Özgün düşüncesiyle
Zamana meydan okumuş
Ademden bu yana
Tabuları yıkmış. 

                                Ankara, 2004

BEDENİM SİYASİ HARITA

Bir siyasi harıta bedenim
Ana arter damarlarım
Denizler mi ararsın, ırmaklar mı?
Belirsizliğe akarım 

Bir gün Hiroşimalar örneği
Saldıracak düşmanlarım
Bilmem kaçıncı yıldan sonra
Paramparça olacak yüreğim 

Ve ben de öleceğim bir gün
Hiç de huzur bulmayacağım biliyorum
Ölmek isterdim
Mazlum ulusların savaşında 

Dünyanın herhangi bir yerinde… 

                                   Temmuz, 2005

ALANYA

Alanya Kalesi, Kızıl Kule
Türkü Bar
Gelmeyin üstüme
Bunca sarhoşluk yeter 

Türkü Bar’da bir güzel kız
Seslenir geçmişten geleceğe
Yaşanmamış aşkları söyler
Denizkızları ile birlikte 

Alanya cennet
Alanya kutsal
Satılır toprakları yabancılara
Parsel, parsel 

Alanya Kalesi, Kızıl Kule
Türkü Bar
Gelmeyin üstüme
Bu gün derdim dünden beter. 

                                                Ekim, 2006

YENİ YILIM

Yeni yılım güzel yılım
Nerde kaldın gelsene sen
Bitsin gayrı baskı, zulüm
Sen gelince yeni yılım 

Umutla sana varalım
Sevinçle kapın çalalım
Bunca derdimiz saralım
Senin ile yeni yılım 

Eski yıldan ilerde ol
Sevinçle gönüllere dol
Bütün güzellikler bol bol
Olsun sende yeni yılım 

Mutlu yarınlar gelecek
Gönüller sevgi dolacak
Kötülükler olmayacak
Yen yıllar, yeni yeni yılım. 

                                   Sivrialan, 1975

ŞİİR

Şiirler dilimizin
En güzel meyvesidir
Sevincimiz, acımız
Bir çocuk gülmesidir 

Coşkunlukla oynanan
Bir oyundur, halaydır
Gönüllere kurulmuş
Sevgiden bir saraydır 

Bir güzellik, sadelik
Sevinçtir, çoşkunluktur
İçe dolan rahatlık
Aldığımız soluktur 

Şiir daha nelerdir
Doğadır, kelebektir
Her mevsimde gül açan
Yediveren çiçektir. 

                                 Sivrialan, 1975

  Please enter correct API key in plugin settings!

Radyo Veysel

Radyo Veysel Dinlemek Icin Tıklayın...

Alevi Bektaşi Federasyonu